köksal's profile^^ Köksal ^^PhotosBlogListsMore Tools Help

Clock

Loading...

köksal

Occupation
Location

Google Search Gadget

Loading...

Sandbox

Loading...

My Country

Loading...

Calendar

Loading...

Blog Moon

Loading...

Windows Media Player

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
sexy_girlwrote:
SLM  
Apr. 7
S.a abicim daha önceden sayfa çok büyüktü saddece resimleri Görebiliyorum hatamıdır izinmi yok yoksa sildinmi  bu arada resimler çok karanlık bi ayar çekiversen Allah a Emanet ol.. 
Aug. 18

^^ Köksal ^^

İçimde Ümit Gibi Bitmeyen Bir Sen Varsın Matemime Yasıma Yetmiyen Bir Sen Varsın Bakma Sen Gözyaşlarıma Bakma Sen İsyanıma Şu Yaralı Kalbimde Ölmeyen Bir Tek Sen Varsın
August 17

chat odası

 
Goto Sohbet_edelim chat group
August 08

.

BULUTLARALEMİNE HOSGELDİNİZ 

KOLBASTI

                                        
                                                                          KOLBASTI TARİHİ
                                KOLBASTI 1930'lu yıllarda ağaların ve dayıların olduğu bir dönemde ortaya çıkmıştır. O dönemde Trabzon da mağaralar bulunurmuş. Faroz'da, Değirmendere'de, Arafilboyun'da, Boztepe'de... O mağaralarda ağalar dayılar alem yaparlarmış. O dönemde askerlerin KOLluk kuvvetleri varmış, KOLluk kuvvetleri bu alemlere baskın yaparmış. Alemcilerde basılmayalım diye kapıya erketeler koyarlarmış, gözcüler yani... Erketeler KOLluk kuvvetlerini gördüğü an içeri haber getirirlermiş, içerdekilerde haberi aldıklarında seslerini kısarlarmış... Başlarlarmışlar söylemeye kısık sesle "GELDİLERRRRRRRRRR, BASTILARRRRRRRRR, VURDULARRRRRRRRRRRR"... KOL kuvvetleri böyle baskınlar yaptığı için oyuna KOLBASTI denilmektedir. Ayrıca, Faroz'lu balıkçıların av sonrası bir araya gelip eğlence düzenlemeleride bu oyunun tarihini oluşturmaktadır. Kolbastı da, yöreye uygun kürek çekme, yüzme, ağ atma, olta atma, ağ çekme, balık tutma gibi yerli insanların uğraşlarını simgeleyen hareketleri vardır. KOLBASTI son yıllarda oyunun popülerlik kazanmasıyla daha da hareketli bir hal almıştır.
June 13

HAYAT

  BULUTLAR ALEMİNDEN HAYAT DERSİ
 
HAYAT;Bir kitaptır,o kitabı en güzel şekilde okuyun
 
 
HAYAT;Bir oyundur,o oyunu ustaca oynayın
 
 
HAYAT;Bir mücadeledir,güçlüklere sabırla göğüs gerin
 
 
HAYAT;Bir rüyadır,o rüyayı azimle gerçekleştirin
 
HAYAT;Bir fedakarlıktır,onu herkese çömertce sunun
 
HAYAT;Bir sevgidir,sevip sevilerek tadını çıkartın
June 03

TRABZONSPOR

 

BU BİR TRABZONSPOR TARİHİ BELGESELİDİR

    

May 05

S.T.S

 
                       
Son tren kalkıyor işte
Cam kenarını sana ayırdım
Ve yüreğimin son yanıklarını
Çantanı al
Yerine otur
Yanına sende kalan son şiirlerimi
Ve mektuplarımı al
Geceleri yollar soğuk olur
Üşürsen yakarsın
Belli mi olur?-

Param yok diye üzülme
Son biletin benden
Çaylar nasılsa şirketten
Yeter ki kaybol git
Bir an önce gözlerimden...
Sakın üzülme...
Timsah gözyaşlarına da gerek yok
Bu anlar çabuk geçer
Hep sen söylerdin ya
En büyük aşklar da biter!
Hadi
Yeni yolculuğun başlıyor işte
Ardından bu aşk da gitti gider
Ve Sevda Turizm-Seyahat
Sana da
'İyi yolculuklar' diler...
March 10

.

Vakfıkebir Tarihi ve Kültürel Geçmişi

Vakfıkebir, Trabzon’un 40 km . batısında olup, ilçe toprakları Doğuda Çarşıbaşı, Batıda Beşikdüzü, Güneyde Tonya ilçeleri ve Kuzeyde Karadeniz ile çevrilidir. İlçe merkezi; Doğuda Işıklı (Yeros), Batıda Zeytin (Yobol) burunları arasında meydana gelmiş genişçe bir merkezin en uç noktasında kuruludur. Bu nedenle ilçe adı, Coğrafi kitaplarında “Büyükliman” olarak da gösterilir. Işıklı fenerinden itibaren kıyı, Güney Batıya ve daha sonra Kuzey Batıya yönelerek “ Büyükliman” adıyla anılan geniş koyu meydana geldikten sonra Zeytinburnu’na ulaşır. Büyükliman koyu, karayele kısmen kapalı olup, denizciler için iyi sayılan bir demir atma yeridir.

 

Vakfıkebir, Karadeniz Bölgesi Doğu bölümünün iklim şartlarının etkisi altında olup burada iklim, ılıman iklimin denizsel karakterini taşır. Yazlar orta sıcaklıkta, kışlar ılık ve her mevsim yağışlı geçer. Yağmurun en yoğun olduğu mevsim sonbahar, ilkvahar ve kıştır. Biten bakımından deniz iklimi özelliğini taşıyan kıyı kesimine kimi yıllar kar düşmediği olur.


Vakfıkebir tarihi bir ilçe olup, yörede yerleşim Fatih’in Trabzon’u Fethinden önceye dayanır. Bu konuda İlçeye bağlı Çamlık Mahallesi’ndei tarihi kilise kalıt olarak gösterilebilir. İlçe bugünkü adını, Yavuz Sultan Selim Trabzon’da bulunduğu bir tarih de annesi Gülbahar Hatun’un onu görmek için İstanbul’dan deniz yoluyla seyahat ederken yakalandığı amansız fırtınada karaya ayak basacağı toprakları Allah’a vakfedeceği adağından kaynaklanır.

Vakfıkebir sahilinde fırtınayı atlatan ve bilhare Trabzon’a salimen ulaşan Gülbahar Hatun Trabzon’da kurmuş olduğu Hatuniye Vakfı’na Vakfıkebir topraklarının gelirlerini de dahil ettiğinden dolayı o zamanki adıyla Büyükliman olarak anılan kasaba bu tarihten sonra Vakfıkebir olarak (Büyük Vakıf ) olarak anılmaya başlanmış. Doğal liman olması nedeniyle ve tarih de ulaşımın çoğunlukla denizyoluyla yapıldığı dikkate alındığında büyüklimanın önemi kendiliğinden ortaya çıkmakta ve buranın çok eski bir yerleşim merkezi olduğu anlaşılmaktadır.


Osmanlı döneminde bir ulaşım noktası olmasına karşı yeterli gelişme ve kalkınmayı göstermeyen Vakfıkebir “Maa Tonya Vakf-ı Kebir Nahiyesi” olarak salnamelerde yer almakta bu ifadeden de Vakfıkebirin Tonya’nın kendisine bağlı olan bir Nahiye olduğunu anlamaktayız. Vakfıkebir Osmanlı Teşkilat Nizamesi ile 1874 yılında kaza olmuştur. Bu tarihte Akçaabat, Maçka, Yomra Nahiye olarak Trabzon’a bağlıdır. Vakfıkebir’in ilk Kaymakamı Memiş Efendi’dir. 1874 yılında kaza olmasına rağmen Belediye Teşkilatı 1877 yılında kurulmuştur. Kazanın ilk Belediye Başkanı Bahadırzade Yusuf Ağa’dır. 1888 yılında Rüştiye Mektebi’nin açıldığı Vakfıkebir’de 1892 yılında Ziraat Bankası kurulmuştur. Rüştiye Mektebi’nin ilk muallimi evveli (Müdürü) Mehmet İhsan Efendi’dir.


 20 Temmuz 1916’da Rus işgaline uğradı. Ancak bu işgal uzun sürmedi ve 14 Şubat 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarıldı.


 Cumhuriyetin kuruluş dönemi öncesi çalışmalarına yürekten katılmış olan ilçe halkı aldıkları bir kararla Kellecioğlu Abdullah ATAMAN Beyi Erzurum Kongresi’ne Büyükliman Delegesi olarak göndermişlerdir. Abdullah Hasip Bey , Erzurum Kongresi’nin yazmanlığını yaparak imza altına alan iki kişiden biridir.


 Kurulduğunda Trabzon’a bağlı ilçeler içinde en geniş alana yayılı olan Vakfıkebir İlçesinden 1954 yılında Tonya Bucağı daha sonra 80 ve 90’lı yıllarda sırası ile Beşikdüzü, Şalpazarı ve Çarşıbaşı Bucakları Vakfıkebir’den ayrılarak bağımsız ilçe olmuşlardır.


İlçenin başlıca gelir kaynağı fındık ve hayvancılık olup, Vakfıkebir’de işleyen iki fabrikanın bulunuşu ekonomi açısından büyük önem taşımaktadır. İlçe, “Vakfıkebir Tereyağı” ve “Taş Fırın Ekmeği” ile ünlenmiş bulunuyor.

February 28

.

 

January 14

:)

 
BENİ  MSN' İNİZE  EKLEMEK  İÇİN  ALTTAKİ  LOGOYU  TIKLAYIN :
                                                          picture                                                 
 
 
                                                       

 

KİB

KUŞLAR VE BALIKLAR
Sen kuşlar misali en ulaşılmaz tepelerde
Ben balıklar misali en uzak denizlerde
Her gün aynı sorular ikimizde
Nasıl, ne zaman, nerede
Bir yuvamız olacak seninle

İşte böylesine imkansız bir aşk bu
Yaşadığımız
İşe böylesine erişilmez bir tutku bu
Ulaşamadığımız
En güzeli sen uçmaya devam et
O ipek kanatlarınla gökyüzünde
Ben zaten boğulmuşum
Gözlerinin denizinde
 

Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır,

Dost geldiğinde buzdolabınıar ve istediğini alır

Arkadaş senin ağladığını görmez,

Dostunun omuzu ise senin göz yaşlarınla ıslanır.

Arkadaş davetine bir paket hediye ile gelir,

         Dost sana yardımcı olmak için erkenden gelir, senin  toparlanman için geç gider.

Arkadaş onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur,

Dost neden bu kadar geciktiğini sorar derdini anlatmak için.

Arkadaş bir tartışmadan sonra her şeyi bir anda bitirir,

Dost ise tekrar arar ve konuşur.

Arkadaş senin daima onun arkasında olmanı ister,

Dost ise her zaman arkandadır.

Arkadaş zayıflıklarını bilirse başına kakar,

Dost ise zayıflıklarını bilirse onları örtmeye çalışır.

Arkadaş sizi hep ikinci görmek ister,

Dost ikinciniz olmaktan şeref duyar.

Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır,

Dost sıkıntınız olduğunda size koşar.

Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız,

Dostlarınız ise size huzur vermeye çalışır.

   Hayatınızdaki gerçek dostları bulabilmeniz dileğiyle... 

Image Hosted by ImageShack.us

January 11

..

SEN ALANIMI ZİYARET EDEN  Business Logo design  KİŞİSİN

January 08

SBŞS

 
Sana Bilmediğim Bir Şey Söyleyemem
Suyun derinliği aynıydı
Ama senin beline benimse omuzlarıma geliyordu
Bütün yapraklar sararıp düşecekti
Ama ilk ben düştüm kalanlar arkamdan korkuyla baktı

Bütün aşklar çok büyük olacaktı
Ama en büyük bizimkisi diyecektik
Her bir insan eşsiz olacaktı
Ama hep kendimizi en değerli zannedecektik

Çamur mu sürmek istiyorsun başkasının duygularına
Önce senin ellerin kirlenecek
Suyla mı gidiyorsun bir başkasının yanan yüreğine
O yürekte hep yerin olacak

Sana bilmediğim bir şey söyleyemem
Ben de hiçbir şey bilmiyorum
Ne kadar iyilik varsa hepimiz için
Hepsini dileyip gerisine direniyorum

Çok sonraları fark edecektik
İyilik temizlik bile göreceli olacaktı
O kadar hızlı kirlenecektik ki
Masumiyet fotoğraflarda eskiyip solacaktı

Korkuyor musun senden farklı olan her şeyden
Korktuğun şey kendi içinde büyüyecek
Ortak mı oluyorsun bir başkasının yalnızlığına
Yüreğin yalnızlık nedir bilmeyecek 
  

                                                                                                            Image Hosted by ImageShack.us





                                                                                BEŞ MAYMUN
        Kafese beş maymun koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de bir iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır,bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
        Bir süre sonra muzlara haraketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır.Su kapatılıp,maymunlardan biri dışarı alınıp ve yerine yeni bir maymun konulur.İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler. 
       Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer, bu ikinci yeni maymunun en şiddetli ve en istekli döven ilk yeni maymundur.Islak maymunlardan üçüncüsüde değiştirilir.En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır.
       Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin, en yeni gelen maymunu niye niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur.Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşinciside yenileriyle değiştirilir.
       Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiç bir merdivene yaklaşmamaktadır.
       Neden mi ? Çünkü;
BURADA İŞLER BÖYLE GELMİŞ VE BÖYLE GİTMEKTEDİR.::D

 


AŞK


Aşk
Yeni bir yolculuktur
Yeni bir dünya
Yeni bir şehir
Hazırla kalbini
Yola çıkıyoruz seninle
Belki kısacık bir yaza
Belki de sonsuza
Kimbilir?..
Benimse çoktan hazır
Kalemim kağıdım
Çünkü aşk
Benim için yepyeni bir şiir.


AŞK-I  İFLAS"

Çok pahalıya mal oldu bana aşkın
Uğrunda bütün gemilerim battı
Mutluluk sermayem kül oldu - yandı
Tavana vurmuştu umutlarım gelişinle
Giderken sıfıra indi -yattı
Hortumladın bütün hayallerimi bankalara inat
Faizi gözyaşı oldu  bu sevdamın
Gönül borsam
Aşk senedim
Sana koşan altılım
Aşkına yazdığım lotom-totom
Ne varsa sana bel bağladığım
Hepsi elimde kaldı
Sayende
Cebi delik gönlü delik biriyim
Öyle bir kazık attın ki bana bu aşkta
İflas etmiş tüccar gibiyim...

June 22

Sen Bunu Okurken

 

Şebnem Ferah
12 Nisan 1972 yılında Yalova'da doğdu. Kırmızı elbiseler giyerek mahallede şarkılar söyleyen Şebnem Ferah'ın müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başlamış. Şebnem'in müzikle tanışmasında ailesinin çok büyük rolü olmuş. İlk okulda enstrüman ve solfej dersleri almaya başlamış. Şebnem'in ailesinde hemen hemen herkes müzikle içiçe ve evin her köşesinde enstrüman olduğu için müzik konusunda bilgili ve hazır olarak atılmış piyasaya.

İlk okul yıllarında mandolin kursu alan Şebnem okul orkestrasında da solistlik yapmış ve bugüne dek hayatını müzikle bağdaştırmış. Liseyi Bursa Gemlik'te "Özel Namık Sözeri Lisesinde" yatılı bir öğrenci olarak okumuş ve bu dönemler Şebnem'in kendisini tanımasına , tek başına ayakta kalmasına yardımcı olmuş.



Şebnem'in okul orkestralarında başlayan bu serüveni daha sonra küçük topluluklarla devam etmiş. Lise zamanlarında "Pegasus" adlı grubuyla beraber çalışan ama kafasında bir kız grubu hayali olan Şebnem, 80'lerin ortasında Bursa'da açılan bir stüdyo sayesinde Sedat abisiyle tanışmış ve bu hayalini 1988 yılında kurduğu "Volvox" grubuyla gerçekleştirmiştir. Müzik uğruna Odtü Ekonomi Bölümünü 2. sınıftan terk etmiş ve daha sonra İstanbul'a gelince "İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı" bölümüne kaydolmuş.

1994 yılında "Volvox" grubunun dağılması sonucu Şebnem Ferah bireysel çalışmalarına başlamış. Rahmetli sanatçımız Onno Tunç ve Sezen Aksu'nun keşfi sonucu Underground ortamdan daha Ferah bir ortama kavuşmuş.

Daha sonra "15 Kasım 1996 Cumartesi "günü "Kadın" adlı ilk solo albümünü çıkardı. İlk videosunu "Vazgeçtim Dünyadan" adlı parçasına çeken Şebnem, Rock müzik piyasasını yeni bir döneme soktu. Çıkışıyla büyük bir sansasyon yarattı. Gerek kaset satışları gerekse video klibiyle uzun süre listelerde bir numara olarak boy gösterdi. Daha sonraları "Yağmurlar", "Bu Aşk Fazla Sana" ve "Fırtına" adlı şarkılarına klip çekti. İlk konserini "04 Nisan 1997 "de "İzmir Ege Üniversitesi "nde verdi ve büyük bir kalabalığa yaklaşık 6000 kişiye unutulmayacak dakikalar yaşattı. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.

Tabii ki Şebnem'in yaşadığı çok büyük acılar da oldu. 1998 yılında ablası Aycan Ferah'ı yitirdi. Üzüntülü bir dönemin ardından 2.5 yıllık bir aradan sonra 24 Haziran 1999 Perşembe Günü ikinci albümünün ilk klibi "Bugün" müzik kanallarında boy göstermeye başladı ve tarih 30 Haziran 1999 Çarşamba yı gösterdiği zaman "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı ikinci albümünü yine sansasyonlu bir şekilde bizlere sundu. İlk albümünde olduğu gibi ikinci albümünde de İskender Paydaş ve Pentagram ekibiyle çalışan Şebnem yine herkesi üzerine yoğunlaştırdı. Çok samimi sözlerin üzerine sarılmış etkileyici melodiler yine hafızamıza kazınacak ve aklımızdan asla silinmeyeceklerdi. Albümün ikinci videosu "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" şarkısına geldi, klibin yönetmenliğini Hakan Yonat yaptı.

İkinci albümün ardından yine araya uzun bir stüdyo dönemi girdi. Bu arada acılar Şebnem'in peşini bırakmadı. 1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos depreminde Babası Ali Ferah'ı yitirdi. Acılarını hafifletmek ve yeni şarkılar üretmek için müziğe daha da sıkı sarılmayı tercih etti. Böylece 03 Ekim 2001 tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu sefer ki albümde Şebnem, İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştı. Bu albümden ilk video , albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekildi. Klip, Türkiye standartlarının çok dışında ve oldukça güzel görüntüler barındırıyordu. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısı da , renkli cam da boy göstermeye başladı.

İki yıl aradan sonra, tarih 12 Mayıs 2003 Pazartesi Günü yeni albümünün ilk videosu "Ben Şarkımı Söylerken" müzik kanallarında dönmeye başladı. 15 Mayıs 2003 Perşembe Günü Kelimeler Yetse adlı muhteşem bir albümle Şebnem tekrar aramıza dönmüş oldu. İlk klibiyle kendinden oldukça söz ettirmeyi ve yine yeniden gündeme oturmayı başardı. Röportajlar, Tv programları derken kendini yoğun bir temponun içinde bulan Şebnem, bu yoğun temponun arasında albümünden 2 şarkıya daha video klip çekti.. Türkiye'nin bir çok şehrinde konserler verdi ve hala vermeye devam ediyor.

Albümlerinin dışında da Şebnem Ferah'ı pek çok farklı çalışmada görmemiz mümkün. Kimi şarkıcıya geri vokalleriyle, kimisiyle düet yaparak onlara eşlik etmiştir. Bunun yanı sıra bir çok sanatçıyla beraber yardım konserleri vererek pek çok faaliyette bulunmuştur. Geri vokal yaptığı sanatçılar; Sezen Aksu, Sertab Erener, Levent Yüksel, Nilüfer, Demir Demirkan, Tüzmen, Yaşar Gaga, Ajda Pekkan, Özlem Tekin, Tarkan, Çelik, Teoman, Haluk Levent . Düet yaptığı sanatçılar; Müzeyyen Senar (Sarı Kurdelem Sarı), Polad Bülbüloğlu (Gel Ey Seher), Kargo (Kalamış Parkı), Teoman (iki yabancı).

Ayrıca Bülent Ortaçgil'e saygı albümünde bir Bülent Ortaçgil klasiği olan "Değirmenler" şarkısını da yorumlamıştır. Bu çalışmaların dışında ; "Little Mermaid "(Küçük Denizkızı) adlı çizgi filmde seslendirme yapmış ve soundtrackinde bulunan "O Dünyada" isimli şarkıyı seslendirmiştir. Toprak Sergen ve Aydan Şener'in oynadığı bir filmde ise, söz ve müziği Demir Demirkan'a ait olan "Ay Işığında Saklıdır" adlı şarkıyı seslendirmiştir. Bunun yanı sıra reklam jingle'larıyla da karşımıza çıkmıştır. Akbank reklamı, Tat Ketçap, Pepsi ve son olarak Fanta reklamıyla hem göze hemde kulağa hitap etmeyi başarmıştır

r173.jpg

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Neden Alo Deriz?

Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı. Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.

Satranç oynamak için tıklayın..
 

dame

Loading...

LiveNoid

Loading...

Video Player for YouTube

Loading...
There are no photo albums.